|
|

İnançta Gerçekçi Türkler Bildiriyor :
İstanbul İlâhiyat Fakültesinde
öğretim üyesi olan bir profesör radyoda şöyle konuşuyor:
Batı ülkelerinin
bütün ilim ve teknolojide ilerlemelerini sağlayan bütün bilgileri
Kuran-ı Kerimden almaktadırlar. Çünkü onlar, gece gündüz
Kuraan-ı Kerimi labratuarlarda, mikroskop altında, cümle cümle,
kelime kelime, harf harf ve nokta nokta tetkik etmektedirler.
Gerçekte ise Kuran-ı Kerimin veya
Muhammedin, ilim dallarında bir bilgisi ve ilgisi yoktur, üstelik de
deneysel bilimlere zıt yöndedirler:
(Zülkarneyn) Sonunda
güneşin battığı yere ulaşınca onu (güneşi)
kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Kuranda Sure 18 de 86.
Deneysel ilimde ise
güneş, kara balçıklı bir
suya ve çamura batmıyor.
Muhammedin özel bildirisine göre: Deve
sidiğini süt ile karıştırıp içmek, her tür
hastalık için iyi gelen bir devadır. (Muhammedin Sözleri)
Hadis Cilt 1 de 234.
Acaba bizim doktorlar niçin
Hazreti Muhammedden ders alıp öğrenmiyorlar ?
Hazreti Muhammed açıklıyor: Sinek,
bir yemeğin içine veya bir bardağa düşerse üzülmeyin, çünkü
sineğin bir kanadı hastalık taşır, fakat diğer
kanadı onun ilacını taşır Hadis Cilt 4 de
537.
Acaba bizdeki Sinek
Bilimciler bu konuda ne düşünürler?
Hazrati Muhammed buyuruyor: Cinsel
temasta bulunan karı-kocadan, önce erkeğin beli gelirse, çocuk babaya
benzer, fakat önce kadının beli gelirse, çocuk anaya benzer.
Hadis Cilt 4 de 546.
Hazreti Muhammed bildiriyor: Hastalık-ateşi
Cehennemdendir ve su ile soğutmak gerekir. Hadis Cilt 4 de
483-486.
Bizim dotorların hiç
birisi bunları daha duymamış!
Hazreti Muhammed buyuruyor: Genzini ve
burnunu su ile temizlemeyen adamın burnunda bütün gece Şeytan yatar.
Hadis Cilt 4 de 516.
Ve Namazda uyuklayanların
kulaklarına da Şeytan çöğdürür. Hadis Cilt 2 dea 245.
Burnunda sümük olan
imamlarımız henüz bu durumları bilmiyor!
Bizim çok gerçekçi
Basın ve Yayın Görevlilerimiz ise, güzel çekilmiş resimlerin
altına yazıp Ay Dedenin üstünde yürüyen Amerikalı Astronot
Neil Armstrong hakkında şöyle bildiriyorlar:
Amerikalı Astronot Neil Armstrong
Aya ayak basar basmaz ezan sesini duymuş ve: Bu dünyada tek gerçek din
ancak İslamdır, deyip hemen müslüman olmuş!
Uydurduğumuz bu
-miş mişlerin ve muş muşların asla sonu gelmiyecek!
Aslında ise, Astronot
Armstrong Aya inince, inandığı Ebedî Söz İncili açıp
bu dünyada geri kalan biizler için şöyle okudu:
BAŞLANGIÇTA
Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve
enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allahın Ruhu suların
yüzü üzerinde hareket ediyordu. Ve Allah dedi: Işık olsun; ve
ışık oldu. Kutsal Kitapda
Tekvin (Başlangıç) bölüm 1 de 1-3.
Kendisi, İncildeki
Kurtarıcı Kurban, Mesih İsaya imanlı olan Astronot
Armstrong, uzaydan döndükten sonra da ziyaret ettği üniversitelerde hep
kendi iman ve tecrübelernden söz eder!
Bu durumları bilen
kişiler olarak, Türk ve Arap basınlarında, gazete ve mecmualarda
Astronot Armstrong için basılan güzel resimlerin altına yazılan
gün-görmemiş yalanları, hep İngilizce diline çevirip onun
Washington, D.C. USA adresine gönderdiğimiz zaman, nezaketle bizlere cevap
verip şöyle yazıyor:
Dear Brothers,
We must pray for our Moslem
friends, because they have been deceived and kept ignorant with all manners of
false information during all their Moslem History!
Türkçeye çevirince şöyle diyor:
Değerli Kardeşler,
Müslüman
arkadaşlarımız için dua etmemiz gerekir, çünki onlar bütün
İslam Tarihi boyunca, türlü yalanlarla aldatılmış ve cahil
bırakılmışlardır!
Bizimİslam Ülkelerimizdeki
basın ve yayın organları, hep dünyadaki meşhur kişiler
hakkında türlü yalanlar uydurdukları için, deniz gözlemleri ile
tanınmış olan ünlü Fransız Bilgini Jaques Yves Custeaue
(Jak Kustav) hakkında da gazete ve dergilirde çıkan resimlerin altında
şu yalanlar yazıldı:
Meşhur Fransız bilgini Jak
Kustav, Ak Denizde yaptığı deniz- altı
araştırmaları sırasında. Tuzlu suların hep bir
yönde ve tatlı suların da hep zıt yönde asla birbirine karışmadan
aktığını görünce, tam Kuran-ı Kerimde anlatıldığı
gibi olduğunu anlıyor ve derhal Müslüman oluyor! !!??
Daha ölümünden önce, kendi
resimlerini ve hakkında yazılan sözleri tercüme edip Monakonun Monte
Karlo şehrinde kendi kurduğu Deniz Müzesinnde kendisine
gösterdiğimiz zaman, yaşlı adam kendini tutamadı ve
kalın sesiyle Hah hah haaah! diye güldü ve:
What a nonsense! I dont have
anything to do with the Koran, but now I understand why they keep asking me to
come to Riad, the capital of Saudi Arabia, to declare my faith on TV and radio
to the whole World! This is really a sad lie! Besides, having a faith or not
having any faith is a personal matter! It should be nobodys business!
Türkçeye tercüme edilince
şöyle diyor:
Ne saçma! Kuranla benim hiç
ilgim yoktur, fakat niçin imanımı televizyon ve radyoda bütün dünyaya
bildirmemi isteyip beni devamlı Saudi Arabistanın başkenti
Riada davet ettiklerini şimdi anlıyorum! Fakat bu gerçekten üzücü
bir yalandır! Üstelik de iman etmek veya hiç iman etmemek şahsa
kalmış bir iştir! Hiç kimseyi alâkadar etmemesi gerekir!
Ne gariptir: bizim Müslüman
ülkelerinden hiç bir kul veya köle: Bu gördüğümüz bu canlı
resimlerin altında okuduğumuz yazılar doğru mudur, yoksa
yalan mıdır diye merak edip de, adı geçen şahıslara
yazmmıyor, onları memlekete davet ederek gerçekleri öğrenmek
istemiyor!
Tıpkı Ebedî Kurban
Mesih İsanın bildirdiği ayakta gezen ölüler gibiyiz! Gazete ve dergilerde okuduğumuz bütün
yalanları, fırından yeni çıkmış taze somunlar
gibi yeyip yutmakatan zevk almaktayız!
Böylesine
kandırılmış, bilgisiz ve şaşkın
bırakılmış milletler, bir gün uyanıp da kendileri
gerçekleri araştırıp öğrenmek istemezlerse, onlara
nasıl yardım edebilirsiniz?
Bütün bu kullar, önlerindeki
imamların sözlerine inanmazlar da şek ve şüphe ederlerse
doğrudan kâfir olup Cehennem-i Zümeraya gideceklerini her zaman
duydukları için, öyle inanırlar.
Bakın bizdeki bilgili
imamlar, bütün kesinlikle bizlere neler öğretiyorlar:
Biz Müslümanlar asla domuz
eti yemeyiz! Çünkü biz biliyoruz!
Eğer bir erkek domuz
eti yerse, kadına karşı erkeklik arzusunu ve erkeklik hissini
kaybeder! Ondan sonra da karısı ile cinsi temas yapmak istemez! Amma
ve lâkin kadınlar, cinsî hislerini asla kaybetmezler! Hayatta kendilerini
tatmin edebilmek için domuz eti yememiş erkek ararlar!
Böyle bir erkek
bulamazlarsa, cinsî temas yapmak için, ya da kendilerini köpeklere yalatarak
tatmin etmek için, evlerine özel köpekler alırlar! Müslüman
olmayanların köpek sevgisi hep bu noktadan kaynaklanmaktadır!
İslam Üniversitesi Dinimiz ve Tarihimizle ilgili
Sorulara Cevap Veriyor:
Soru: Türkiyeden geldik, buraya yerleştik.
Kızımızı bir Hıristiyan genci istiyor. Dinen böyle bir
evlilik mümkün müdür?
Cevap: Kuran-ı
Kerim, Yahudi ve Hıristiyanlara ehl-i kitap adını verir.
Ehl-i kitap, kitapsızlara nisbetle Müslümanlara daha yakındır.
Meselâ, domuz ve içki gibi haram olan şeyler dışında
onların yemeği yenebilir.
Onlardan kız almak da
caizdir. Ama onlara kız vermek, dinimizce mümkün değildir. Bu
evliliğin mümkün olabilmesi için Hıristiyan damat adayının
İslama girmesi gerekir. İslama girdiğinde, hiç bir kmaybı
olmayacaktır, üstelik çok şeyler kazanacaktır. Çünkü
İslamiyet, onun inandığı, Hz. İsayı ve Hz. Musayı
zaten reddetmiyor. İslama girdiğinde, önceden inandğı
peygamberleri daha çok sevecek, bununla beraber Allahın son peygamberi
Hz. Muhammedi tanıyacak, Ona
gönderilen Kuranı öğrenecek ve istifade edecektir.
Doç.
Dr. Şadi Eren
Elbet, böylesi bencil
cevaplarda bütün dünyadan hepimize:
41 buçuk kere
maşallah var!
Sorularınız için fax: (31) - (0)10 - 484 31 47
e-maail: akgunduz@osmanli.org.tr
e-mail: akgunduz@ iur.nu
Adres: (I.U.R.) Islam Universitesi Rotterdam
Aelberechtskade -100
P.K.
Box: 61 120
3002- HC- Rotterdam - Hollanda
***********
AntiJihad Norge
e-mail: ajnorge@hotmail.com