|
|

MESIH İSA, Buda, Muhammed, Atatürk, Jak Kustav
ve Düşünen İnsanların Öğrettikleri NEDİR ??? Bilelim !!!
Ebedî Söz (Bible) - BAŞLANGIÇTA Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve
yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık
vardı; ve Allahın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu. Ve Allah dedi:
Işık olsun; ve ışık oldu.
Allah
Ruhtur, ve ona tapınanların ruhta ve hakikatte tapınmaları
gerektir.
Buda- Var olmak mutsuzluktur
(işkencedir). Mutsuzluğun sebebi, insanların kendi bencilarzularıdır.
Sen kendine ışık ol; sadece kendine güven; kendinin
dışında hiç bir yardıma güvenme. Kendinden başka hiç
bir kimseden yardım bekleme. Kendi kurallarını kendin yap. Kendi
kalbini keşfet. O zaman âlemdeki
bütün gerçekleri anlamış olursun. (Budanın Öğretişleri). Yazan
E.A. Burtt. Sayfa: 28.
Ebedî Söz (Bible)- Bütün yüreğinle Rabbe güven, ve kendi
anlayışına dayanma; bütün yollarında onu tanı, o da
senin yollarını doğrultur. Kendi gözünde hikmetli olma (her
şeyi bildiğini sanma); Rabden kork ve kötülükten ayrıl.
Süleymanın Sözlerinde bölüm 5 söz 7.
Fransız
bilgini Jack Kustav-
İmanlı olmak ya da olmamak, kişinin kendi seçimine
kalmış bir iştir ve başka hiç kimseyi ilgilendirmez !
Bugün Türkiyedeki
yöneticiler- Genellikle Türkiyede üç büyük derdimiz,
üç büyük problemimiz var. Birisi TERÖR
, birisi İRTİCA birisi de RESMÎ MAKAMLARDA GÖRDÜĞÜMÜZ GENEL
RÜŞVET ve MAFYA DURUMUNDAKİ HIRSIZLIKLAR, hepsi o kadar.
Aslında, bizde ALT-YAPI yok. Bütün dertler, ALT-YAPInın
YOKLUĞUndan KAYNAKLANIYOR !
Batıdaki
(Avrupa ve Amerikadaki sosyal durumu tetkik eden bir vatandaş- Batıda İncil veya (Bible) denen
kitabı tetkik edip eleştiren insanlar,Yaratan Rabbin önünde, vatana
ve ulusa, dünyaya ve insana niçin sevgi borçlu olduklarını
öğreniyor. Ülkede vergi ödemenin niçin Kutsal Bir Görev olduğunu
öğreniyor. Ülkede her hangi bir yasaya uymamakla, doğrudan
doğruya Rabbe karşı suç
işlemiş olduğunu öğreniyor. İnsanın ancak,
alın teriyle ekmek yemesi gerektiğini öğreniyor. İnsanın
her yaptığı işi, ancak ve ancak Rabbe yapar gibi
yapması gerektiğini bildiren İNCİLdeki Ebedî
Yasaları öğreniyor. Aranızda çalışmak
istemiyen, ekmek yemesin. diyen Kutsal Ruhun Ebedî Sözünü ve Özünü
öğreniyor. İnsan, Kutsal Ruhun yeryüzünde
yarattığı her bireye devamlı sevgi ve merhamet borçlu
olduğunu öğreniyor. Eğer bir adam, Allahı
seviyorum, der ve kardeşinden (insandan) nefret ederse,
yalancıdır; çünkü görmüş olduğu kardeşini
(insanı) sevmiyen, görmemiş olduğu Allahı (Kutsal Ruhu)
sevemez. diyen Ebedî Söz İncildeki Değişmez Kutsal
Yasayı görüyor. Allah Ruhtur, ve ona tapınanların ruhta ve
hakikatte tapınmaları gerektir. diyen ve yine: Dua ederken
putperestlerin ettiği gibi boş tekrarlar yapmayın. diyen
Ebedî Hizmetkâr Mesih İsanın Ebedî Sözünü öğreniyor. Benim
istediğim oruç, kendi ekmeğini aç olanla paylaşmaktır.
Benim istediğim kurban ve ibâdet, merhamet hizmetleridir. diyen
Yaratıcı Kutsal Ruh olan Allahın niceliğini
öğreniyor. RAB, insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan
yüze bakar, fakat RAB yüreğe bakar. diyen GERÇEĞİ
öğreniyor. Vatandaş,Yaratan Allahın insan gibi saça
bakmadığını, saçı örten çekiye, çarşaf ve
PEÇEye, TÜRBAN diye Meclisde Milletin zamanını yiyen Arap
örtüsüne bakmadığını, herhangi bir Arap yasasına da
bakmadığını, fakat ancak KALBE
baktığını öğreniyor. Rab Allahın derideki
sünnetlilikle asla yetinmediğini, fakat daima yürekte, RUHda
sünnetlilik istediğini öğreniyor. Bütün
fesatlarımı sil. Bende temiz yürek yarat, ey Allah. Beni önünden
atma..Âsilere sennin yollarını öğreteyim; ve suçlular sana
dönerler. Kandan beni kurtar, ey Allah, kurtuluşumun Allahı; dilim
senin adaletini terennüm etsin. Ya Rab, dudaklarımı aç; ve
ağzım senin hamdini bildirsin. Çünkü sen kurbandan zevk
almazsın; yoksa arzeylerdim; Allahın kurbanları kırılmış
ruhtur (pişman olan ruhtur) ; ey Allah, kırılmış ve
eziilmiş yüreği hor görmezsin. diye Allaha yalvaran Davudun
duasını EBEDÎ SÖZde okuyarak bizim gibi bilgisizlerin
yaptığı (boş tekrarlar yerine) doğrudan Rabbe
yönelen gerçek duanın niceliğini öğreniyor.. Terennüme
koyulun. Rabde daima sevinin; tekrar diyorum: Sevinin.
Tatlılığınız bütün insanlara mâlum olsun. diyen
İNCİLi okuyan insan, Kutsal Ruhun önüne şükürsüz yürekle ve
asık suratla gelinmiyeceğini, fakat sevinçli yürek ve güler yüzle
gelinmesi gerektiğini de öğreniyor ve bizdekiler gibi türkü
ve şarkılarımıza yüklediğimiz, acı beddualarla
batıp çökmüyor.
Ebedî
Sözde Mesih İsa- Dua ettiğiniz zaman
puta tapanlar gibi (Allahsızlar gibi) boş sözler tekrarlayıp
durmayın. Allah ruhtur, Ona tapınanlar da ruhta ve gerçekte
tapınmalıdırlar.
Atatürk-
Beni görmek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim
duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu
kâfidir. İki Mustafa Kemal vardır; biri ben, et ve kemik, geçici
Mustafa Kemal ... İkinci Mustafa Kemal, ben değil, bizdir. O,
memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük üykü için
uğraşan aydın ve azimli bir topluluktur...O Mustafa Kemal
sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve
başarması gereken Mustafa Kemal odur.
Tarsuslu
Pavlus - Ve (Mesih İsadan) başka hiç
birinde kurtuluş yoktur; çünkü gök altında adamlar arasında
verilmiş başka bir isim yoktur ki, onunla kurtulabilelim.
Ebedî
Söz İncilde Mesih - Ne mutlu barış için çalışanlara;
çünkü olara Allahın evlâtları denecek... Ben size
derim: Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua
edin ki, siz göklerde olan Babanızın oğulları
olasınız; zira O, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine
doğdurur; ve salih (âdil)olanlarla olmıyanların üzerine
yağmur yağdırır. Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz,
ne karşılığınız olur? (Rüşvetçi) vergi
memurları da öyle yapmıyorlar mı? Ve yalnız
kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz? Putperestler
de öyle yapmıyorlar mı? Bundan dolayı, göklerdeki Babanız
(Rab Allah) mükemmel olduğu gibi, siz de mükemmel olun. diye açık söylüyor.
Büyük
Önder ATATÜRK, bütün yorgunluk içinde, kan ve ter içinde İzmire
girdiği gün, önüne serilen düşman bayrağını görünce - BAYRAK BİR
MİLLETİN BAĞIMSIZLIK ALÂMETİDİR; DÜŞMANIN DA OLSA
SAYGI GÖSTERMEK GEREKİR ! dedi
ve onu çiğnemedi !YARATAN KUTSAL RUHun önünde asil bir insan olarak
düşman olana da saygı gösterdi !!!
Düşünen
bir dünya vatandaşı BÜYÜK ÖNDER ATATÜRKün Kurduğu
Cumhuriyetin ve bütün TÜRK KÖKENLİ ULUSLARın muhtaç oldukları
GERÇEKÇİ ALT YAPI, yine ancak GERÇEKÇİ AÇIK ÖĞRETİM
SİSTEMİnden doğmak zorundadır! Gerçekçi Açık
Öğretim gelmeden bu ALT YAPI asla
Türk Ulusuna ve Türk Uluslarına nasip olmıyacaktır !!!
Kurandaki Muhammed - Hoşunuza
giden başka kadınlarla iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz. Sure 4
de 3.
Erkekler kadınlar
üzerine hakimdirler. Sure 4 de 34.
Kim Allah yolunda
savaşır, öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir ecir
vereceğiz. Sure 4 de 74.
Ey Muhammed! Allah yolunda
savaş..inananları teşvik et. Sure 4 de 84.
Erkek hırsız ve
kadın hırsızın..ellerini kesin. Allah
Güçlüdür, Hakimdir. Sure 5 de 38.
Ey
inananlar ! Yahudi ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin.
Sure 5: 51.
And olsun ki, Allah ancak
Meryem oğlu Mesihtir diyenler kâfir
oldular. Sure 5 de 72.
And
olsun ki, Allah üçten biridir diyenler kâfir olmuştur. Sure 5 de 73.
Allahın
sözlerini değiştirebilecek yoktur. Sure 6 da 34.
Ey Muhammed! Sana ganimetlere dair soru
sorarlar, de ki: Ganimetler Allahın ve Peygamberindir. Sure 8 de 1.
Ey Peygamber ! Müminleri (inananları) savaş için
coştur. Sure 8 de 65.
Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yeyin.
Sure 8 de fetva 69.
Hürmetli
aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün.
Sure 9 da 5.
Onlarla
savaşın ki Allah sizin elinizle onları
azaplandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin
gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin.Sure 9 da
14-15.
İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah
yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edin. Bilirsiniz
bu sizin için hayırlıdır. Sure 9 da 41.
Allah şüphesiz, Allah yolunda
savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve
mallarını..cennete
karşılık satın almıştır. Verdiği sözü
Allahtan daha çok tutan kim vardır?Sure 9 da 111.
Dünya hayatını ve güzelliklerini
isteyenlere..işte âhirette onlara ateşten başka bir şey
yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Sure
11 de 15 ve 16.
Mümin (inanan) kadınlara da söyle:..Süslerini..açmasınlar
Başörtülerini (peçeyi) yakalarının üzerine salsınlar. Sure
24 fetva 31.
Şairlere ancak azgınlar uyar. Sure 26
da 224.
Ey Peygamber ! Mehirlerini verdiğin
kadınları, Allahın sana
ganimet olarak verdiği câriyeleri , amca-hala-dayı-teyze
kızlarını almanı helal
kılmışızdır. Sure 33 de 50.
Savaşta inkâr edenlerle
karşılaştığınızda boyunlarını
vurun. Sure 47 de fetva 4.
Ey Muhammed ! Bil ki, Allahtan başka
tanrı yoktur; k e n d i n i n..günahlarının
bağışlanmasını dile. Sure 47 de 19.
Ey Muhammed !..Allah böylece senin geçmiş ve
gelecek günahlarını bağışlar. Sure 48 de 2.
Allah size, ele geçireceğiniz bol bol
ganîmetler vâdetmiştir. Sure 48 de 20.
Allahın
yasasında değişme bulamazsın. Sure 48 de 23.
İnananlar, ancak Allaha ve peygamberine
inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda
mallarıyla, canlarıyla cihad etmiş olanlardır.
İşte onlar doğru olanlardır. Sure 49 da 15.
Doğrusu bu kitâb, sâdece
arınmış olanların dokunabileceği..Kuran-ı
Kerimdir. Sure 56 da yargı 77.
Doğrusu, Allaha karşı gelmekten
sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsleri
tomurcuklanmış (cin ve insan eli değmemiş) yaşıt
kızlar ve dolu kadehler vardır. Sure 78 de 31 ve 34.
Muhammedin
amcası Abdul Uzzâ, Muhammedin başkalarına karşı davranışını
beğenmedi. Bu duruma kızan Muhammed, amcasına Cehennem Babası anlamına gelen
Ebû Leheb ismini taktı. Bizim gibi kullar da, Muhammedin, amcası
için söylediği bu küfür ve bedduayı,
Arap sesiyle namaz suresi ve dua
diye her gün böylece tekrar etmekteyiz: Tebbet yedâ Ebû Lehebin ve tebb. Mâ ağna anhü mâlühü
vemâ keseb. Seyaslâ nâran zâte Leheb. Vemraetühü hammâletel hatab. Fîcîdihâ
hablün min mesed. Hepimiz yaratan ve
her insana sevgi ve merhamet emreden KUTSAL RUHun önünde ölünceye kadar
utanmadan tekrar ettiğimiz bu namaz duasının anlamına
bakın : (Muhammedin amcası) Ebû Lehebin elleri kurusun; kurudu
da ! Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi. Alevli
ateşe yaslanacaktır. Karısı da, boynunda bir ip olduğu
halde ona odun taşıyacaktır.
Sure 111 de
1 - 5.
öylesi
bedduaları hep tekrar etmekteyiz, çünki hiç bir kul için beddua istemeyen
ve ancak hayır odua emreden RABbin Ebedî Sözünü bilmiyoruz ve bilmek de
istemiyoruz!
Ebedî Söz (Bible) - İYİYİ
ve HAYATI SEÇ...Yalancı peygamberlerden
sakının; onlar size koyun esvabında gelirler, fakat iç yüzden
kapıcı kurtlardır. Onları meyvalarından
tanıyacaksınız. İnsanlar dikenlerden üzüm, yahut deve
dikenlerinden incir toplarlar mı ?
Bütün Türk Tarihinde,
Gerçekçi Eğitim Bakanlığına Yakışan Tek Türk,
Büyük Önder ATATÜRK -
Genç
kuşağın kafasını yormadan, onun her şeyi almaya
ve kavramaya müsait zihni GERÇEK İZLERİYLE
BEZENMELİDİR...Mektep genç beyinlere, insanlığa
HÜRMETİ, millet ve memlekete SEVGİYİ, ŞEREFİ,
BAĞIMSIZLIĞI ÖĞRETİR.
Milletleri kurtaranlar yalnız ve
ancak muallimlerdir. Muallimden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet
adını almak istidadını (özelliğini)
kazanmamıştır. Ona alelâde bir kütle denir, millet denemez. Bir
kütle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, muallimlere
muhtaçtır.
Biz, memleket
halkı fertlerinin ve muhtelif sınıf mensuplarının
birbirlerine yardımlarını, aynı kıymet ve mahiyette
görürüz; hepsinin menfaatlerini aynı derecede ve aynı
eşitseverlik hissiyle temine çalışmak isteriz. Bu tarz, milletin
umûmî refahı, devletin bünyesinin
kuvvetlenmesi için daha uygun olduğu kanaatindeyiz.
İnsanları mesut edeceğim
diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son
derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne
vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara
birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî
ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Dünya
barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu ,
ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve muvaffak
olmasiyle mümkün olacaktır.
En önemli ve verimli
vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim
işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakîki
kurtuluşu ancak bu suretle olur.
MİLLÎ
EĞİTİMDE süratle YÜKSEK bir seviyeye çıkacak bir milletin
hayat mücadelesinde MADDÎ, MÂNEVÎ bütün KUVVETLERİNİN
ARTACAĞI MUHAKKAKTIR !.
Bugün bütün dünya
milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve
olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan mensup olduğu milletin
varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar
bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi
milletinin mutluluğuna ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya
milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeğe elinden geldiği kadar
çalışmalıdır ki, bu yolda çalışmakla hiç bir
şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna
çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu
temine çalışmak demektir.Dünyada ve dünya milletleri arasında
sukûn, açıklık ve iyi geçim olmazsa , bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan
mahrumdur. Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim:
Milletleri sevk ve idare eden adamlar,
tabii evvelâ ve evvelâ kendi milletinin varlığının ve
mutluluğunun yaratıcısı olmak isterler. Fakat aynı
zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek lâzımdır...
Bunun için insanlığın hepsini bir tek vücut ve bir milleti de bu
vücudun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının
ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir...İşte bu düşünüş,
insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik
şahsî olsun millî olsun daima fena sayılmalıdır.
Ebedî Söz (Bible)
- Ferisiler
(denen dinciler) İsanın
Sadukiler (denen dincileri) susturduğunu işittikleri zaman,
bir araya toplandılar. Onlardan bir fakih (dinde şeriat denen
yasaları bilen bir hukukçu), İsayı deniyerek ondan sordu: Ey
Muallim, şeriatte büyük emir hangisidir? İsa ona dedi: Allahın Rabbi bütün yüreğinle,
bütün canınla, bütün fikrinle seveceksin. Büyük ve birinici emir budur.
Ve buna benziyen ikincisi şudur: Komşunu (insan kardeşini)
kendin gibi seveceksin. Bütün şeriat ve peygamberler bu iki emre
bağlıdır.
Büyük
Önder Atatürk - Seyahatim
esnasında köylerde değil bilhassa kasaba ve şehirlerde
kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok
yoğun ve itina ile kapatmakta olduklarını gördüm. Erkek
arkadaşlar, bu biraz bizim bencilliğimizin eseridir. Fakat muhterem
arkadaşlar, kadınlarımız da bizim gibi kavrayışlı ve düşünür
insanlardır. Onlar yüzlerini cihana göstersinler. Ve gözleriyle
cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur.
... Bazı yerlerde kadınlar
görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer
bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere
karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu
tavrın mâna ve anlamı nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösteren bir
manzaradır. Derhal düzeltilmesi lâzımdır.
Zaman ilerledikçe,
ilim geliştikçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlât
yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü
evlâtlarına vereceği eğitim eski devirlerdeki gibi basit
değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan
evlât yetiştirmek, evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv
haline koymak, pek çok yüksek özelliği taşımalarına
bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hattâ
erkeklerden daha çok aydın, daha çok kültürlü, daha fazla bilgili olmaya
mecburdurlar. Eğer gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle
olmalıdırlar.
Şuna inanmak
lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey KADININ
eseridir.
Bir toplum,
cinsinden yalnız birinin yeni gerekleri edinmesiyle yetinirse o toplum
yarıdan fazla kuvvetsizlik içinde kalır.. Bizim toplumumuzun
başarı gösterememesinin sebebi KADINLARIMIZA KARŞI
gösterdiğimiz ilgisizlik ve KUSURDAN doğmaktadır...Bir toplumun
bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o
toplum FELÇ olmuştur..Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik
gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek hem de
kadınlarımızın edinmeleri lâzımdır..BUGÜNÜN
GEREKLERİNDEN BİRİ DE KADINLARIMIZIN HER HUSUSTA
YÜKSELMELERİNİ TEMİNDİR. Bu sebeple
kadınlarımız da bilgi ve teknik sahibi olacaklar ve erkeklerin
geçtikleri bütün öğretim derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar
sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin
yardımcısı ve koruyucusu olacaklardır.
Daha
endişesiz ve korkusuzca, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol
vardır. Büyük Türk kadınını çalışmamızda
ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk
kadınını ilmî,ahlâki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin
ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu
yapmak yoludur.
Bu kararTürk
kadınına sosyal ve siyasî
hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. ÇARŞAF içinde, PEÇE
altında ve KAFES arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lâzım
gelecektir.
Siyasî ve sosyal hakların KADIN tarafından
kullanılmasının, İNSANLIĞIN MUTLULUĞU ve
SAYGINLIĞI AÇISINDAN GEREKLİ OLDUĞUNA EMİNİM.
Ebedî Söz (Bible) - Hepiniz îman vasıtası ile Mesih İsada
Allahın çocuklarısınız..Ne Yahudi ne de Yunanlı
vardır, ne kul ne de azatlı vardır, ne de erkek ve dişi
vardır; çünkü Mesih İsada siz hepiniz birsiniz:
Tarihte Osmanlı Devrindeki
haksızlıkları görüp yazdığı için zindanlara
atılan Namık Kemal diyor: Adam,
aldırma, geç git, diyemem ! Alırım, aldırırım;
hakkı tutar kaldırırım!
Osmanlı
Devrinden Dert yanan Yazar Ziya Paşa diyor:- Selâm
verdim; rüşvet değildir, diye almadılar!
Düşünen bir
vatandaş İnsan ruhunda tam yerleşmiş ve
kökleşmiş olan bu türlü BİLGİSİZLİKLER,
VİCDANSIZLIK ve ADALETSİZLİKLER nedir ? Nereden kaynaklanıp
gelmektedir ? Bu önemli sorular OKULLARDA niçin açıkça işlenemiyor?
Ebedî Sözdeki Mesih
İsa Neden
söylediğimi anlamıyorsunuz ? Çünkü benim sözümü dinlemiyorsunuz. Siz
babanız İblistensiniz; ve babanızın heveslerini yapmak
istiyorsunuz. O başlangıçtan katil idi, ve hakikatte durmadı;
çünkü kendisinde hakikat yoktur. Yalan söylediği zaman, kendisininkinden
söyler, çünkü o yalancıdır, ve yalanın babasıdır.
Fakat ben hakikati söylediğim için bana iman etmiyorsunuz. Bende günah
olduğunu sizden kim ispat eder ? Ben hakikati söylüyorsam, niçin bana iman
etmiyorsunuz ? Allahtan olan Allahın sözlerini dinler; onun için siz
dinlemiyorsunuz, çünkü Allahtan değilsiniz.
Ebedî Böz (Bible)
Hepsi
günah işlediler ve Allahın
izzetinden (kutsal iyiliklerinden)
mahrum kaldılar.
Düşünen
bir vatandaş
Demek ki, insanlar ister Buda kültüründen olsun, ister Hindu kültüründen
gelsin, ister Katolik, Protestan, Şii, Sünni olsun, ister
Allahsızlık-îmanından gelsin, bütün âdem oğulları,
Rab önünde günahlı ve düşüktür! Allah, yarattığı
âdemoğlunu yargılarken, insan gibi saça, başa da bakmıyor;
yüz güzelliğine ve giyinişe de bakıp ALDANMIYOR.
Ebedî Söz (Bible) - RAB
insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan yüze bakar, fakat RAB
yüreğe bakar.
İşte siz kavga ve çekişme
için ve kötülük yumruğu ile vurmak için oruç tutuyorsunuz..Buna mı
oruç ve RABBE makbul gün diyorsun? Benim seçtiğim oruç, kendi
ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine
getirmek, ve çıplağı görünce üstünü örtmek değil mi?
RAB
kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar takdîmelerden
ve kurbanlardan hoşlanır mı?..itaat etmek kurbandan ve dinlemek
koçların iç yağından iyidir..Kötülük etmekten vazgeçin.
İyilik etmeyi öğrenin.
Dau
ettiğiniz zaman da ikiyüzlüler gibi olmayın; çünkü insanlar
kendilerini görsünler diye,
ibadethanelerde ve köşe başlarında durup dua etmeyi
severler...Dua ederken imansızların ettiği gibi boş tekrarlar yapmayın.
Üniversitenin
çeşitli bölümlerinde öğrenim yapan
gençlerden bazıları
yüreklerinde yatanı döküp açıyorlar: Abiciğim, bu ülkenin bugünkü düşük duruma gelmesinin tek
nedeni ancak Atatürkün tuttuğu yanlış yollardır. Her
şeyden önce, Osmanlıda kullandığımız Arap
Alfabesini atıp yeni bir alfabe getirmesi bu milleti son derece
tembelleştirdi. Bakın, Japon alfabesi zor olduğu için bugün
Japonlar dünyanın en ileri milletidir. Aslında tam demokratik bir
seçim yapılsa bugün Atatürkün Anıt Kabri delik deşik olur ve
kemikleri ülkenin her köşesine lânetle atılır ve bu düşüklük
derdi son bulur!
Düşünen
bir vatandaş
Ne mutlu ki, Yargılayan Değişmez Allah, Nuhun gününde
yaptığı gibi, bizim gibi
NANKÖR kulları bir anda vurup yok etmiyor; fırsat veriyor; her
birimizi, KURBAN MESİHde sunduğu Ebedî Bağışa ve
Ebedî Barışa dâvet edip devamlı çağırıyor
Ebedi Söz (Bible)
- İlk
atan suç etti..muallimlerin bana karşı suç işlediler.Ve
şimdi, ey kulum..dinle; seni yaratan, ve rahimden sana şekil veren,
sana yardım edecek olan RAB şöyle diyor: Korkma..senin zürriyetin
üzerine Ruhumu, ve senden çıkacak olanların üzerine bereketimi
dökeceğim..İlk benim, ve son benim, ve benden başka Allah
yoktur,,sana ben şekil verdim; benim kulum sensin..Senin
günahlarını..ve suçlarını bulut gibi sildim; bana dön;
çünkü seni fidye ile kurtardım.
Terennüm
edin, ey gökler, çünkü bunu RAB yaptı; bağırışın
ey sizler, yerin derinlikleri; ey dağlar, ey orman, ve onda olan her
ağaç, terennüme koyulun; çünkü RAB..fidye ile kurtardı..Seni fidye
ile kurtaran, ve sana rahimden şekil veren,. yalancıların
alâmetlerini boşa çıkaran, falcıları deli eden,
hikmetlileri geri döndüren, ve onların bilgisini akılsızlık
eden, kulunun sözünü pekiştiren ve hizmetçilerinin öğüdünü
tamamlıyan..RAB benim, ve başkası yoktur.
Başkasını
nasıl yargılarsanız, siz de aynı yolda
yargılanacaksınız. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı
ölçek uygulanacak.
Sen
neden kardeşinin gözündeki çöpü
görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?..İkiyüzlü!
Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki
çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
Dua
ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın..putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp
durmayın...Siz onlara benzemeyin.
Bunun
için siz şöyle dua edin:
Göklerdeki
Babamız, adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin.
Gökte
olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin olsun.
Bugün
bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize
karşı suç işleyenleri
bağışladığımız gibi, sen de bizim
suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza
izin verme. Kötü olandan bizi kurtar
Çünkü
egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek senindir. Amin.
Başkalarının
suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da
sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının
suçlarını bağışlamazsanız, Babanız (Allah)
da sizin suçlarınızı bağışlamaz.
Sizin
düşmanlarınız kimlerdir? diye kandisine yöneltilen soruya
Büyük Önder Atatürk Biz kimsenin düşmanı değiliz;
yalnız insanlığın düşmanı olanların
düşmanıyız.
Ebedî Sözdeki Mesih
İsa
Ne mmutlu merhametli olanlara; çünkü onlara merhamet
edilecek.
Ne mutlu
yüreği temiz olanlara; çünkü onlar Allahı görecekler.
Ne mutlu
barış yapıcılara; çünkü onlara Allah oğulları
denecek.
Ne mutlu
doğruluk uğruna eza çekmiş olanlara; çünkü göklerin melekûtu
onlarındır.
Düşmanlarınızı
sevin, ve size eza edenler için dua edin ki, siz göklerde olan
Babanızın oğulları olasınız; zira o,
güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur; ve adâletli
olanlarla olmıyanların üzerine yağmur yağdırır.
Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne
karşılığınız olur ? Rüşvetçi vergi
memurları da öyle yapmıyorlar mı ? Ve yalnız
kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz ?
Allahsızlar da öyle yapmıyorlar mı? Bundan dolayı, göksel
Babanız kâmil olduğu gibi siz de kâmil olun.
Yaratan
Rabbin insana verdiği duygu ve yetenekleri derinden takdir eden Atatürk - Sanatkâr,
el öpmez; fakat sanatkârın eli öpülür.
Gelecekte müstemlekecilik ve diktatörlük
yeryüzünden yok olacak ve onların yerini milletler arasında hiç bir
renk, din, ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir âhenk ve
işbirliği çağı alacaktır!
İnsan
herşeyden önce mensup olduğu milletin varlığı ve
mutluluğu için çalışmalı; fakat başka milletlerin de
huzur ve refahını düşünmelidir.
Dünyada ve dünya
milletleri arasında sukûn ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi
için ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdur.
Milletleri idâre
edenlerin vazifesi, hayatı mutlu kılmak hususunda milletlerine yol
göstermektir. Hayatta mutluluk ancak gelecek nesillerin şerefi,
varlığı ve huzuru için çalışmakla mümkündür. Hiç
karşılık beklemeden insanlığın mutluluğu
için hizmet edebilecek insan yetiştirmek, hayatta en büyük zevktir.
Milletler
arasında düşmanlıkların yerini, akrabalık bilinci
almalıdır. Dünya vatandaşları kıskançlık,
açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmeli,
insanlığın bütününün refahı, açlık ve
baskının yerini almalıdır.
Kurandaki Muhammed
Hoşunuza
giden başka kadınlarla iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz.
Erkekler
kadınlar üzerine hakimdirler.
Kim Allah
yolunda savaşır, öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir ecir
(sevap, ücret) vereceğiz.
Ey
Muhammed! Allah yolunda savaş..İnananları teşvik et.
Ey
Müminler! Yahudi ve Hıristiyanları dost olarak benimsemeyin.
Ey
Peygamber! Müminleri savaş için coştur.
Elde
ettiğiniz ganimetleri temiz ve helâl olarak yeyin.
Hürmetli
aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün.
Atatürk - Muallimler! Hiç bir zaman
hatırınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet, sizden fikri
hür, vicdanı hür, irfanı hür
kuşaklar ister
Ebedî Sözdeki KUTSAL
RUH (Bible) - Kurbanlarınız çok
olmuş bana ne?..Önümde görünmeğe geldiğiniz zaman elinizden bunu
kim istedi de, avlularıma (
ibâdethânelerime) ayak basıyorsunuz/.. İşte siz kavga ve çekişme
için oruç tutuyorsunuz..buna mı oruç ve RABBE makbul gün , diyorsun?..
Benim seçtiğim oruç kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve
yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce
onu giydirmek değil mi? .. Fesat ile yaptığınız
belli bayramlarınızdan ruhum nefret ediyor. Ellerinizi
açtığınız zaman, gözlerimi sizden gizliyeceğim..dualar
ettiğiniz zaman da dinlemiyeceğim. Kötülük etmekten vazgeçin; iyilik
etmeyi öğrenin; adaleti arayın, ezilmiş olana doğruluk
edin. .. RAB kendi sözünün yapılmasından hoşlandığı
kadar, kesilen kurbanlardan hoşlanır mı? İşte itaat etmek
kurbandan iyidir.. RAB insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan
yüze bakar, fakat RAB yüreğe bakar.
Bir Türk
vatandaşı, gerçekçi bir Atatürk evlâdı olarak Almanyadan
telefon edip, Milletimiz adına,
Ankarada televizyonda insan sağlığı konusunda konuşan
bir bayan doktorumuzdan şu ricada bulunur - Efendim,
Avrupada akrabalar arasında yapılacak evlilikler yasaktır!
Çünkü bu tür evliliklerde
Özürlü
çocukların doğduğu ispatlanmış bir gerçektir.
Ülkemizde bu tür özürlü çocuk doğumları pek çoktur; bunu önlemek için
Meclisimizin derhal bir kânun çıkarması akıllı bir yol
değil midir?
Bu önemli soruyu
soran vatandaşın çok ümit bağladığı bu kadın
doktor şöyle cevap veriyor: Hayır buna
lüzum yok, çünkü arızalı doğumlar, sadece çocukların
ancak YÜZDE ONUdur. Zâten bu irsel dediğimiz kalıtsal
özellikleri taşıyan özürlü genleri keşfetmek ve özürleri
düzeltmek konusu üzerindeki ilmî çalışmalar çok ilerliyor. Eninde
sonunda bu özürlerin çâresi bulunacak.
Akşehirli
Nasreddin Hoca
. Ölme eşşeğim
ölme! Yaz gelsin de sana yonca biçeyim.! diyor ama şimdi millet ne
desin ? Eninde sonunda şu (gavur) dediğimiz çalışkan
insanlar özürlü genleri keşfedecekler, yıllar sonu bu bilgiler bize gelecek ve ondan sonra bu
sakatlıklar düzelecekler. Ölme
eşşeğim ölme!Eninde sonunda bu bilgisizliklerden, açlıklardan ve
şapşallıktan kurtulacaksın SEN!
Dertli bir insan YUH, bu yakın-akraba evliliğini
önlemiyen seçilmiş vekillere, bakanlara, insanlara YUH ! ÖZÜRLÜ
doğumlara seyirci kalan merhametsiz doktorlara hem YUH ! Zâten, eninde sonunda o gâvurlar bu derdin
bir çâresini bulacaklar diyen sapıklara hem yuh!
Düşünen
dertli soruyor - Adam,
alydırma, geç git, diyemem! Alırım, aldırırım;
hakkı tutar kaldırırım! diyen Namık Kemallerin
ruhunu ne zaman kavrayıp tatbik edeceğiz?
Ebedî Sözdeki Mesih
İsa - Sen benim ardımca gel;(ayakta
gezen) ölüleri bırak, kendi
ölülerini gömsünler.
Düşünen
bir vatandaş -
Efendim, bilmemek ayıp değil, bilgisizlik ayıp değil.
diye de kendimizi uyutup avutmaktayız, fakat bilmemek, gerçekten çok
ayıptır! Öğrenmmemek ise çok daha ayıptır!
Ebedî Söz (Bible) - Ey gökler, dinleyin, ve ey yer, kulak ver; çünkü RAB söyledi: Oğullar
besledim ve büyüttüm, ve bana âsi oldular. Öküz kendi sahibini, eşek de
efendisinin yemliğini bilir; fakat (kullarım) bilmiyor ve kavmım
kulak asmıyor
Ramazan
ayının ilk oruç gününde Ankarada televizyonda milletin önüne
çıkan, davetli bir din uzmanı, (Ebedî Sözden gizlice
alıp yazdığı sözleri)
ceketinin iç cebinden çıkardığı bir kağıda
bakarak okur - Hazreti İsa
şöyle diyor: SAKININ insanlara
iyiliğinizi onların önünde gösteriş için yapmayın; yoksa
göklerde olan Rabbinizin önünde karşılığınız
olmaz. Şimdi sen iyilik yaptığın zaman, iki yüzlü
adamların insanlardan hürmet görmek için, ibadet yerlerinde ve sokaklarda
yaptıkları gibi boru öttürme.. İyilik yaptığın
zaman sol elin sağ elinin ne yaptığını bilmesin de
iyiliğin gizlide olsun; gizlide gören Allah da sana ödiyecektir.
Dua
ettiğin zaman da ikiyüzlüler gibi olmayın; çünkü onlar kendilerini
görsünler diye, ibadethanelerde durup dua etmeyi severler..fakat sen dua
ettiğin zaman kendi iç odana gir, ve kapını kapatarak gizlide olan Allaha dua et; gizlide
gören Allah da sana ödiyecektir.
Düşünen bir insan Bir
din uzmanı, İncilden aldığı sözleri yine İncili
açıp milletin önünde açıkça okumaktan
ürküyor! Millî
Arapçılık korkusunu içinde saklıyor.ve Yaşasın
de-mok-ra-si! diye de geziniyor.
Ebedî Söz (Bible) - Toprağa
dönüciye kadar alnının teriyle ekmek yiyeceksin...Bir kimse
çalışmak istemezse yemek de yemesin
Büyük
Önder Atatürk - ÇOCUKLARIMIZI
artık, DÜŞÜNCELERİNİ hiç ÇEKİNMEDEN AÇIKÇA İFADE ETMEYE, İÇTEN İNANDIKLARINI
SAVUNMAYA ve başkalarının samîmi düşüncelerine SAYGI
beslemeye ALIŞTIRMALIYIZ. Aynı zamanda onların temiz
yüreklerinde YURT, ULUS, AİLE ve YUTTAŞ SEVGİSİYLE beraber
DOĞRUYA, İYİYE ve GÜZEL şeylere karşı SEVGİ ve İLGİ UYANDIRMAYA çalışmalıdır.
Bence bunlar ÇOCUK TERBİYESİNDE ana kucağından en yüksek
eğitim ocaklarına kadar her yerde, her zaman üzerinde durulacak
ÖNEMLİ NOKTALARDIR. Ancak bu suretledir ki, ÇOCUKLARIMIZ
MEMLEKETE YARARLI
birer VATANDAŞ ve MÜKEMMEL birer İNSAN olurlar.
Ebedî Söz (Bible) - SEVECEKSİN.
diyor. Hem seni yaratan KUTSAL RUHu hem de Onun yarattığı
insanı SEVECEKSİN
diye emrediyor. Öç benimdir,
karşılığını ben vereceğim..eğer
düşmanın acıkmışsa, ona yedir; eğer
susamışsa, ona içir...Kötülüğe yenilme, fakat kötülüğü
iyilikle yen. Diyo de açıklıyor!
Geleneklere
saplı kalmış bir vatandaş- Sakın ha sakın, yalancılık kültürümüz
değişmesin, yoksa GERÇEKLERİN önünde mahvoluruz.
Artık,
sözü uzatmıyalım.
Tarihte,
Ziya Paşaların dedikleri gibi: Gerçekleri açıp anlamak, her akla gerekmez !
Zîrâ, KİBİR kültürüyle kösteklenmiş TERÂZİ,
Bu kadar sıkleti çekmez !
En sonunda
hep birlikte -
Âmin diyelim de ANNELERİMİZİ ve KADIN
KARDEŞLERİMİZİ ve KIZLARIMIZI KÖLE KILAN, erkeklik kültürümüze,
BENCİLLİK ve ZORBALIK, KİBİR ve YALANCILIK
KÜLTÜRÜmüze, kimsecikler nazar
değmesin.
Çok konuştuk;
şimdi kalkın da, yine hep birlikte önce KRAATHÂNEYE,
ondan sonra da KERHÂNEYE
gidelim...
Aman sakın, hâl-i
Kül türümüz ve Kul turumuz,
D e Ğ i Ş
m E . .
. SiN .
Düşünen bir insan için gerçekçi ÖZET
şudur: ***
Hepiniz iman
vasıtası ile Mesih İsada Allahın
çocuklarısınız...Ne Yahudi ne de Yunanlı vardır, ne
köle ne de azatlı vardır, ne de erkek ve dişi vardır; çünki
Mesih İsada siz hepiniz birsiniz..Rabbin verdiği söze göre
mirasçılarsınız. diyen
Kutsal Ruhun Değişmez Sözünü öğrenmek istemiyen biz kullar, KİBİRLİ ve
BİLGİSİZ Âdemoğulları olarak, her devirde YENİ
bir DİN kurmaktan zevk almaktayız! Çünki Erkeklik gücünün ve
KİBİRİnin kurduğu her YENİ DİN, biz erkeklerdeki bencillik isteklerini
OKŞAMAKTADIR!
Bütün bu
dürtü ve zorluklara rağmen Atatürk, kendisine sunulan ve sunulacak olan
her hangi bir dinden KORKMAĞA lüzum görmüyor, KORKMUYOR ve şöyle
diyor:
Bir dinin tabiî
olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması
lâzımdır. İslam dinini, asırlardan beri alışa
geldiği durumuyla bir siyaset vasıtası mevkiinden UZAKLAŞTIRMAK ve YÜCELTMEK gerekli
olduğu gerçeğini görüyoruz. Mukaddes ibâdet yerleri halkın ruhî,
ahlakî gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır.
İbâdet yerlerinde halkın anlıyabileceği dille ruha ve beyne
hitap olunmakla insanların vücudu canlanır, beyni TEMİZLENİR,
imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. FAKAT buna karşılık
dua edenlerin ve öğüt verenlerin taşımaları gereken
İLMÎ ÖZELLİKLER, ÖZEL LİYAKAT, DÜNYA DURUMUNU ANLAYIP BİLME, ÖNEMLİDİR. Dua
ve öğütlerden MAKSAT ahalinin aydınlanması ve doğru yolun
gösterilmesidir. Başka bir şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin
sene evvelki duaları ve öğütleri okumak insanları
BİLGİSİZLİK ve GAFLET içinde bırakmak DEMEKTİR.
İbâdet yerlerinden aksedecek sözlerin bilinmesi ve
anlaşılması, teknik ve ilim GERÇEKLERİNE uygun olması
lâzımdır. Dua eden ve öğüt veren hocaların, siyasî durumu,
toplumsal ve UYGAR durumu her gün izlemeleri ZORUNLUDUR. Bunlar
bilinmediği takdirde halka YANLIŞ öğretilmiş olur. Bundan
ötürü okunan DUALAR ve ÖĞÜTLER
tamamen TÜRKÇE ve zamanın gereklerine UYGUN olmalıdır ve
OLACAKTIR.
ATATÜRK
dediğimiz bu ADAM, RUH-U ALLAH dediğimiz MESİH İSA ile hayatta hiç görüşüp
tanışmadığı halde, MESİHdeki KUTSAL RUH ile
birleşik olarak bakın ne diyor:
Hakikaten memlekete
HİZMET etmek isteyenlerin kalbi AÇIK olmalıdır; açık
söylemelidir. Arkadaşlar, benim bütün hayatımda izlediğim yol
budur! Millete efendilik yoktur; hizmet
etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur.
Bakın Ebedî Söz
İNCİLde KUTSAL RUH, HİZMETİ aynen nasıl
tanıtıyor ve nasıl ÖRNEK gösteriyor:
İSA,
öğrencileri yanına çağırıp onlara şöyle dedi: Bilirsiniz ki, Milletlerin Reisleri onların
başında saltanat sürerler, ve büyükleri onların üzerinde büyüklük taslarlar. Sizin aranızda böyle
olmıyacaktır; aranızda kim büyük olmak isterse, hizmetçiniz
olsun. Ve aranızda kim birinci olmak isterse kulunuz olsun. Nitekim
İnsanoğlu ( Kurban İsa ) kendisine hizmet edilmeğe
değil, ancak hizmet etmeğe ve bir çokları için CANINI fidye
(kurtaran ödül) olarak vermeğe geldi.
Şimdi,
insanı ve dünyaları Yaratan KUTSAL RUHun önünde Doğruya,
İyiye, Gerçeğe bakıp değişelim mi, yoksa
değişmiyelim mi? Gerçek
Adâlet Kalburunda elediğimiz zaman elimizde kalan EBEDÎ SORU budur ve her
kuldan CEVAP bekler !!!
İNCİLde
öğretilen şu DUA, bizim de ruhumuza yerleşsin:
Göklerdeki
Babamız!
Senin ismine
kutsal saygı olsun!
Senin
yönetimin gelsin!
Gökte
olduğu gibi, yeryüzünde de senin dileğin olsun!
Bize bugün
gündelik ekmeğimizi ver.
Bize
karşı kötülük yapanları
bağışladığımız gibi, bizim
suçlarımızı bize bağışla!
Kötülük
dürtüsüne uymamıza izin verme!
Lâkin, kötülük
ruhundan bizi kurtar!
Çünki yönetim,
kudret ve yücelik sonsuzlara kadar
senindir! Âmin !
***********
AntiJihad
Norge
e-mail: ajnorge@hotmail.com