NORGE

 

MESIH İSA, Buda, Muhammed, Atatürk, Jak Kustav

ve Düşünen İnsanların Öğrettikleri NEDİR ??? Bilelim !!!

 

Ebedî Söz (Bible) - “BAŞLANGIÇTA Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allahın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu. Ve Allah dedi: Işık olsun; ve ışık oldu.”

 

“Allah Ruhtur, ve ona tapınanların ruhta ve hakikatte tapınmaları gerektir.”

 

Buda- “Var olmak mutsuzluktur (işkencedir). Mutsuzluğun sebebi, insanların kendi bencilarzularıdır. Sen kendine ışık ol; sadece kendine güven; kendinin dışında hiç bir yardıma güvenme. Kendinden başka hiç bir kimseden yardım bekleme. Kendi kurallarını kendin yap. Kendi kalbini keşfet.  O zaman âlemdeki bütün gerçekleri anlamış olursun  (Buda’nın Öğretişleri). Yazan E.A. Burtt. Sayfa: 28.

 

Ebedî Söz (Bible)- “Bütün yüreğinle Rabbe güven, ve kendi anlayışına dayanma; bütün yollarında onu tanı, o da senin yollarını doğrultur. Kendi gözünde hikmetli olma (her şeyi bildiğini sanma); Rabden kork ve kötülükten ayrıl.” Süleymanın Sözlerinde bölüm 5 söz 7.

 

Fransız bilgini Jack Kustav- “ İmanlı olmak ya da olmamak, kişinin kendi seçimine kalmış bir iştir ve başka hiç kimseyi ilgilendirmez !”

 

Bugün Türkiye’deki yöneticiler- “Genellikle Türkiye’de üç büyük derdimiz, üç büyük problemimiz  var. Birisi TERÖR” , birisi İRTİCA birisi de RESMÎ MAKAMLARDA GÖRDÜĞÜMÜZ GENEL RÜŞVET ve MAFYA DURUMUNDAKİ HIRSIZLIKLAR, hepsi o kadar. Aslında, bizde ALT-YAPI yok. Bütün dertler, ALT-YAPI’nın YOKLUĞU’ndan KAYNAKLANIYOR !”

 

Batı’daki (Avrupa ve Amerika’daki sosyal durumu tetkik eden bir vatandaş- “Batı’da İncil veya (Bible) denen kitabı tetkik edip eleştiren insanlar,Yaratan Rab’bin önünde, vatana ve ulusa, dünyaya ve insana niçin sevgi borçlu olduklarını öğreniyor. Ülkede vergi ödemenin niçin Kutsal Bir Görev olduğunu öğreniyor. Ülkede her hangi bir yasaya uymamakla, doğrudan doğruya  Rab’be karşı suç işlemiş olduğunu öğreniyor. İnsanın ancak, alın teriyle ekmek yemesi gerektiğini öğreniyor. İnsanın her yaptığı işi, ancak ve ancak Rab’be yapar gibi yapması gerektiğini bildiren İNCİL’deki Ebedî Yasalar’ı öğreniyor. “Aranızda çalışmak istemiyen, ekmek yemesin.” diyen Kutsal Ruh’un Ebedî Sözü’nü ve Özü’nü öğreniyor. İnsan, Kutsal Ruh’un yeryüzünde yarattığı her bireye devamlı sevgi ve merhamet borçlu olduğunu öğreniyor. “Eğer bir adam, Allahı seviyorum, der ve kardeşinden (insandan) nefret ederse, yalancıdır; çünkü görmüş olduğu kardeşini (insanı) sevmiyen, görmemiş olduğu Allahı (Kutsal Ruhu) sevemez.” diyen Ebedî Söz İncil’deki Değişmez Kutsal Yasa’yı görüyor. “Allah Ruhtur, ve ona tapınanların ruhta ve hakikatte tapınmaları gerektir.” diyen ve yine: “Dua ederken putperestlerin ettiği gibi boş tekrarlar yapmayın.” diyen Ebedî Hizmetkâr Mesih İsa’nın Ebedî Sözü’nü öğreniyor. “Benim istediğim oruç, kendi ekmeğini aç olanla paylaşmaktır. Benim istediğim kurban ve ibâdet, merhamet hizmetleridir.” diyen Yaratıcı Kutsal Ruh olan Allah’ın niceliğini öğreniyor. “RAB, insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan yüze bakar, fakat RAB yüreğe bakar.” diyen “GERÇEĞİ” öğreniyor. Vatandaş,Yaratan Allah’ın insan gibi saça bakmadığını, saçı örten çekiye, çarşaf ve PEÇE’ye, “TÜRBAN” diye Meclis’de Millet’in zamanını yiyen Arap örtüsüne bakmadığını, herhangi bir Arap yasasına da bakmadığını, fakat ancak KALBE baktığını öğreniyor. Rab Allah’ın derideki sünnetlilikle asla yetinmediğini, fakat daima “yürekte, RUH’da sünnetlilik” istediğini öğreniyor. “Bütün fesatlarımı sil. Bende temiz yürek yarat, ey Allah. Beni önünden atma..Âsilere sennin yollarını öğreteyim; ve suçlular sana dönerler. Kandan beni kurtar, ey Allah, kurtuluşumun Allahı; dilim senin adaletini terennüm etsin. Ya Rab, dudaklarımı aç; ve ağzım senin hamdini bildirsin. Çünkü sen kurbandan zevk almazsın; yoksa arzeylerdim; Allahın kurbanları kırılmış ruhtur (pişman olan ruhtur) ; ey Allah, kırılmış ve eziilmiş yüreği hor görmezsin.” diye Allah’a yalvaran Davud’un duasını EBEDÎ SÖZ’de okuyarak bizim gibi bilgisizlerin yaptığı (boş tekrarlar yerine) doğrudan Rab’be yönelen gerçek duanın niceliğini öğreniyor.. “Terennüme koyulun.” “Rabde daima sevinin; tekrar diyorum: Sevinin. Tatlılığınız bütün insanlara mâlum olsun.” diyen İNCİL’i okuyan insan, Kutsal Ruh’un önüne şükürsüz yürekle ve asık suratla gelinmiyeceğini, fakat sevinçli yürek ve güler yüzle gelinmesi gerektiğini de öğreniyor ve bizdekiler gibi türkü ve şarkılarımıza yüklediğimiz, acı beddualarla batıp çökmüyor.

 

Ebedî Söz’de Mesih İsa- “Dua ettiğiniz zaman puta tapanlar gibi (Allah’sızlar gibi) boş sözler tekrarlayıp durmayın. Allah ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.”

 

Atatürk- “Beni görmek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir. İki Mustafa Kemal vardır; biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal ... İkinci Mustafa Kemal, ben değil, bizdir. O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük üykü için uğraşan aydın ve azimli bir topluluktur...O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarması gereken Mustafa Kemal odur.”

 

Tarsus’lu Pavlus - “Ve (Mesih İsa’dan) başka hiç birinde kurtuluş yoktur; çünkü gök altında adamlar arasında verilmiş başka bir isim yoktur ki, onunla kurtulabilelim.”

 

Ebedî Söz İncil’de Mesih -  “Ne mutlu barış için çalışanlara; çünkü olara Allahın evlâtları denecek.”.. “Ben size derim: Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin ki, siz göklerde olan Babanızın oğulları olasınız; zira O, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur; ve salih (âdil)olanlarla olmıyanların üzerine yağmur yağdırır. Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur? (Rüşvetçi) vergi memurları da öyle yapmıyorlar mı? Ve yalnız kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyorlar mı? Bundan dolayı, göklerdeki Babanız (Rab Allah) mükemmel olduğu gibi, siz de mükemmel olun.”  diye açık söylüyor.

 

Büyük Önder ATATÜRK, bütün yorgunluk içinde, kan ve ter içinde İzmir’e girdiği gün, önüne serilen düşman bayrağını görünce -  “BAYRAK BİR MİLLETİN BAĞIMSIZLIK ALÂMETİDİR; DÜŞMANIN DA OLSA SAYGI GÖSTERMEK GEREKİR  dedi ve onu çiğnemedi !YARATAN KUTSAL RUH’un önünde asil bir insan olarak düşman olana da saygı gösterdi !!!

 

Düşünen bir  dünya vatandaşı – “BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK’ün Kurduğu Cumhuriyet’in ve bütün TÜRK KÖKENLİ ULUSLAR’ın muhtaç oldukları GERÇEKÇİ ALT YAPI, yine ancak GERÇEKÇİ AÇIK ÖĞRETİM SİSTEMİ’nden doğmak zorundadır! Gerçekçi Açık Öğretim gelmeden  bu ALT YAPI asla Türk Ulusu’na ve Türk Ulusları’na nasip olmıyacaktır !!!

 

Kuran’daki  Muhammed - “Hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz.” Sure 4 de 3.

“Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler.” Sure 4 de 34.

“Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir ecir vereceğiz.” Sure 4 de 74.

“Ey Muhammed! Allah yolunda savaş..inananları teşvik et.” Sure 4 de 84.

“Erkek hırsız ve kadın hırsızın..ellerini kesin. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.” Sure 5 de 38.

“Ey inananlar ! Yahudi ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin.” Sure 5: 51.

“And olsun ki, “Allah ancak Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kâfir oldular.” Sure 5 de 72.

“And olsun ki, “Allah üçten biridir” diyenler kâfir olmuştur.” Sure 5 de 73.

“Allah’ın sözlerini değiştirebilecek yoktur.” Sure 6 da 34.

“Ey Muhammed! Sana ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: “Ganimetler Allah’ın ve Peygamberindir.” Sure 8 de 1.

“Ey Peygamber ! Mü’minleri (inananları) savaş için coştur.” Sure 8 de 65.

“Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yeyin.” Sure 8 de fetva 69.

“Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün.” Sure 9 da 5.

“Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azaplandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de mü’minlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin.”Sure 9 da 14-15.

“İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edin. Bilirsiniz bu sizin için hayırlıdır.” Sure 9 da 41.

“Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen mü’minlerin canlarını ve

 mallarını..cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah’tan daha çok tutan kim vardır?Sure 9 da 111.

“Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenlere..işte âhirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir.” Sure 11 de 15 ve 16.

“Mü’min (inanan) kadınlara da söyle:..Süslerini..açmasınlar Başörtülerini (peçeyi) yakalarının üzerine salsınlar.” Sure 24 fetva 31.

“Şairlere ancak azgınlar uyar.” Sure 26 da 224.

“Ey Peygamber ! Mehirlerini verdiğin kadınları,  Allah’ın sana ganimet olarak verdiği câriyeleri , amca-hala-dayı-teyze kızlarını almanı helal kılmışızdır.” Sure 33 de 50.

“Savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun.” Sure 47 de fetva 4.

“Ey Muhammed ! Bil ki, Allah’tan başka tanrı yoktur; k e n d i n i n..günahlarının bağışlanmasını dile.” Sure 47 de 19.

“Ey Muhammed !..Allah böylece senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar.” Sure 48 de 2.

“Allah size, ele geçireceğiniz bol bol ganîmetler vâdetmiştir.” Sure 48 de 20.

“Allah’ın yasasında değişme bulamazsın.” Sure 48 de 23.

“İnananlar, ancak Allah’a ve peygamberine inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır.” Sure 49 da 15.

“Doğrusu bu kitâb, sâdece arınmış olanların dokunabileceği..Kur’an-ı Kerim’dir.” Sure 56 da yargı 77.

“Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış (cin ve insan eli değmemiş) yaşıt kızlar ve dolu kadehler vardır.” Sure 78 de 31 ve 34.

Muhammed’in amcası Abdul Uzzâ, Muhammed’in başkalarına karşı davranışını beğenmedi. Bu duruma kızan Muhammed, amcasına  “Cehennem Babası” anlamına gelen “Ebû Leheb” ismini taktı. Bizim gibi kullar da, Muhammed’in, amcası için söylediği bu küfür ve bedduayı,  Arap sesiyle  namaz suresi ve dua diye her gün böylece tekrar etmekteyiz: “Tebbet yedâ Ebû Lehebin ve tebb. Mâ ağna anhü mâlühü vemâ keseb. Seyaslâ nâran zâte Leheb. Ve’mra’etühü hammâlete’l hatab. Fîcîdihâ hablün min mesed.”    Hepimiz yaratan ve her insana sevgi ve merhamet emreden KUTSAL RUH’un önünde ölünceye kadar utanmadan tekrar ettiğimiz bu namaz duasının anlamına bakın : “(Muhammed’in amcası) Ebû Leheb’in elleri kurusun; kurudu da ! Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi. Alevli ateşe yaslanacaktır. Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.”

Sure 111 de 1 - 5.

 

öylesi bedduaları hep tekrar etmekteyiz, çünki hiç bir kul için beddua istemeyen ve ancak hayır odua emreden RAB’bin Ebedî Sözü’nü bilmiyoruz ve bilmek de istemiyoruz!

 

Ebedî Söz (Bible) -  “ İYİYİ ve HAYATI  SEÇ...Yalancı peygamberlerden sakının; onlar size koyun esvabında gelirler, fakat iç yüzden kapıcı kurtlardır. Onları meyvalarından tanıyacaksınız. İnsanlar dikenlerden üzüm, yahut deve dikenlerinden incir toplarlar mı ?”

 

Bütün Türk Tarihi’nde, Gerçekçi Eğitim Bakanlığı’na Yakışan Tek Türk, Büyük Önder ATATÜRK - 

“Genç kuşağın kafasını yormadan, onun her şeyi almaya ve kavramaya müsait zihni GERÇEK İZLERİYLE BEZENMELİDİR...Mektep genç beyinlere, insanlığa HÜRMETİ, millet ve memlekete SEVGİYİ, ŞEREFİ, BAĞIMSIZLIĞI ÖĞRETİR.”

    “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak muallimlerdir. Muallimden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet adını almak istidadını (özelliğini) kazanmamıştır. Ona alelâde bir kütle denir, millet denemez. Bir kütle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, muallimlere muhtaçtır

 

“Biz, memleket halkı fertlerinin ve muhtelif sınıf mensuplarının birbirlerine yardımlarını, aynı kıymet ve mahiyette görürüz; hepsinin menfaatlerini aynı derecede ve aynı eşitseverlik hissiyle temine çalışmak isteriz. Bu tarz, milletin umûmî  refahı, devletin bünyesinin kuvvetlenmesi için daha uygun olduğu kanaatindeyiz

 

    “İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu , ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve muvaffak olmasiyle mümkün olacaktır.”

 

“En önemli ve verimli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakîki kurtuluşu ancak bu suretle olur.”

“MİLLÎ EĞİTİMDE süratle YÜKSEK bir seviyeye çıkacak bir milletin hayat mücadelesinde MADDÎ, MÂNEVÎ bütün KUVVETLERİNİN ARTACAĞI  MUHAKKAKTIR !

 

“Bugün bütün dünya milletleri aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeğe elinden geldiği kadar çalışmalıdır ki, bu yolda çalışmakla hiç bir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak demektir.Dünyada ve dünya milletleri arasında sukûn, açıklık ve iyi geçim olmazsa , bir millet kendi  kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdur. Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim:

    Milletleri sevk ve idare eden adamlar, tabii evvelâ ve evvelâ kendi milletinin varlığının ve mutluluğunun yaratıcısı olmak isterler. Fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemek lâzımdır... Bunun için insanlığın hepsini bir tek vücut ve bir milleti de bu vücudun bir organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir...İşte bu düşünüş, insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır. Bencillik şahsî olsun millî olsun daima fena sayılmalıdır

 

Ebedî Söz (Bible) -  “Ferisiler (denen dinciler) İsanın  Sadukiler (denen dincileri) susturduğunu işittikleri zaman, bir araya toplandılar. Onlardan bir fakih (dinde şeriat denen yasaları bilen bir hukukçu), İsayı deniyerek ondan sordu: Ey Muallim, şeriatte büyük emir hangisidir? İsa ona dedi:  “Allahın Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün fikrinle seveceksin.” Büyük ve birinici emir budur. Ve buna benziyen ikincisi şudur: “Komşunu (insan kardeşini) kendin gibi seveceksin.” Bütün şeriat ve peygamberler bu iki emre bağlıdır

 

Büyük Önder Atatürk - “Seyahatim esnasında köylerde değil bilhassa kasaba ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok yoğun ve itina ile kapatmakta olduklarını gördüm. Erkek arkadaşlar, bu biraz bizim bencilliğimizin eseridir. Fakat muhterem arkadaşlar, kadınlarımız da bizim gibi  kavrayışlı ve düşünür insanlardır. Onlar yüzlerini cihana göstersinler. Ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur.” ...  “Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın mâna ve anlamı nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal düzeltilmesi lâzımdır 

 

“Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlât yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü evlâtlarına vereceği eğitim eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlât yetiştirmek, evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak, pek çok yüksek özelliği taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hattâ erkeklerden daha çok aydın, daha çok kültürlü, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.” 

 

“Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey KADININ eseridir.”

 

“Bir toplum, cinsinden yalnız birinin yeni gerekleri edinmesiyle yetinirse o toplum yarıdan fazla kuvvetsizlik içinde kalır.. Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi KADINLARIMIZA KARŞI gösterdiğimiz ilgisizlik ve KUSURDAN doğmaktadır...Bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum FELÇ olmuştur..Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın edinmeleri lâzımdır..BUGÜNÜN GEREKLERİNDEN BİRİ DE KADINLARIMIZIN HER HUSUSTA YÜKSELMELERİNİ TEMİNDİR. Bu sebeple kadınlarımız da bilgi ve teknik sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve koruyucusu olacaklardır.”

 

“Daha endişesiz ve korkusuzca, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmamızda ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmî,ahlâki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu yapmak yoludur.”

 

“Bu kararTürk kadınına sosyal ve siyasî  hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. ÇARŞAF  içinde, PEÇE  altında ve KAFES arkasındaki Türk kadınını  artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir.”

 

Siyasî ve sosyal  hakların KADIN tarafından kullanılmasının, İNSANLIĞIN MUTLULUĞU ve SAYGINLIĞI AÇISINDAN GEREKLİ OLDUĞUNA EMİNİM

 

Ebedî Söz (Bible) - “Hepiniz îman vasıtası ile Mesih İsada Allahın çocuklarısınız..Ne Yahudi ne de Yunanlı vardır, ne kul ne de azatlı vardır, ne de erkek ve dişi vardır; çünkü Mesih İsada siz hepiniz birsiniz:”

 

 Tarihte Osmanlı Devri’ndeki haksızlıkları görüp yazdığı için zindanlara atılan Namık Kemal  diyor:  “Adam, aldırma, geç git, diyemem ! Alırım, aldırırım; hakkı tutar kaldırırım!”

 

Osmanlı Devri’nden Dert yanan Yazar Ziya Paşa diyor:-  “Selâm verdim; rüşvet değildir, diye almadılar!”

 

Düşünen bir vatandaş – “İnsan ruhunda tam yerleşmiş ve kökleşmiş olan bu türlü BİLGİSİZLİKLER, VİCDANSIZLIK ve ADALETSİZLİKLER nedir ? Nereden kaynaklanıp gelmektedir ? Bu önemli sorular OKULLARDA niçin açıkça  işlenemiyor?”

 

Ebedî Söz’deki Mesih İsa  – “Neden söylediğimi anlamıyorsunuz ? Çünkü benim sözümü dinlemiyorsunuz. Siz babanız İblistensiniz; ve babanızın heveslerini yapmak istiyorsunuz. O başlangıçtan katil idi, ve hakikatte durmadı; çünkü kendisinde hakikat yoktur. Yalan söylediği zaman, kendisininkinden söyler, çünkü o yalancıdır, ve yalanın babasıdır. Fakat ben hakikati söylediğim için bana iman etmiyorsunuz. Bende günah olduğunu sizden kim ispat eder ? Ben hakikati söylüyorsam, niçin bana iman etmiyorsunuz ? Allahtan olan Allahın sözlerini dinler; onun için siz dinlemiyorsunuz, çünkü Allahtan değilsiniz 

 

Ebedî Böz (Bible) –  “Hepsi günah işlediler  ve Allahın izzetinden (kutsal iyiliklerinden)  mahrum kaldılar.” 

 

Düşünen bir vatandaş – “Demek ki, insanlar ister Buda kültüründen olsun, ister Hindu kültüründen gelsin, ister Katolik, Protestan, Şii, Sünni olsun, ister Allah’sızlık-îmanından gelsin, bütün âdem oğulları, Rab önünde günahlı ve düşüktür! Allah, yarattığı âdemoğlunu yargılarken, insan gibi saça, başa da bakmıyor; yüz güzelliğine ve giyinişe de bakıp ALDANMIYOR.”

 

 Ebedî Söz (Bible) -  “RAB insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan yüze bakar, fakat RAB yüreğe bakar.”

 “İşte siz kavga ve çekişme için ve kötülük yumruğu ile vurmak için oruç tutuyorsunuz..Buna mı oruç ve RABBE makbul gün diyorsun? Benim seçtiğim oruç, kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce üstünü örtmek değil mi?”

 

“RAB kendi sözünün dinlenmesinden hoşlandığı kadar takdîmelerden ve kurbanlardan hoşlanır mı?..itaat etmek kurbandan ve dinlemek koçların iç yağından iyidir..Kötülük etmekten vazgeçin. İyilik etmeyi öğrenin

“Dau ettiğiniz zaman da ikiyüzlüler gibi olmayın; çünkü insanlar kendilerini görsünler diye,  ibadethanelerde ve köşe başlarında durup dua etmeyi severler...Dua ederken imansızların ettiği gibi  boş tekrarlar yapmayın

 

Üniversitenin çeşitli bölümlerinde öğrenim yapan  gençlerden bazıları  yüreklerinde yatanı döküp açıyorlar: “Abiciğim, bu ülkenin bugünkü düşük duruma gelmesinin tek nedeni ancak Atatür’kün tuttuğu yanlış yollardır. Her şeyden önce, Osmanlı’da kullandığımız Arap Alfabesi’ni atıp yeni bir alfabe getirmesi bu milleti son derece tembelleştirdi. Bakın, Japon alfabesi zor olduğu için bugün Japonlar dünyanın en ileri milletidir. Aslında tam demokratik bir seçim yapılsa bugün Atatürk’ün Anıt Kabri delik deşik olur ve kemikleri ülkenin her köşesine lânetle atılır ve bu düşüklük derdi son bulur!”

 

Düşünen bir vatandaş – “Ne mutlu ki, Yargılayan Değişmez Allah, Nuh’un gününde yaptığı gibi, bizim gibi  NANKÖR kulları bir anda vurup yok etmiyor; fırsat veriyor; her birimizi, KURBAN MESİH’de sunduğu Ebedî Bağış’a ve Ebedî Barış’a dâvet edip devamlı çağırıyor”

 

Ebedi Söz (Bible) -  “İlk atan suç etti..muallimlerin bana karşı suç işlediler.Ve şimdi, ey kulum..dinle; seni yaratan, ve rahimden sana şekil veren, sana yardım edecek olan RAB şöyle diyor: Korkma..senin zürriyetin üzerine Ruhumu, ve senden çıkacak olanların üzerine bereketimi dökeceğim..İlk benim, ve son benim, ve benden başka Allah yoktur,,sana ben şekil verdim; benim kulum sensin..Senin günahlarını..ve suçlarını bulut gibi sildim; bana dön; çünkü seni fidye ile kurtardım. 

 

Terennüm edin, ey gökler, çünkü bunu RAB yaptı; bağırışın ey sizler, yerin derinlikleri; ey dağlar, ey orman, ve onda olan her ağaç, terennüme koyulun; çünkü RAB..fidye ile kurtardı..Seni fidye ile kurtaran, ve sana rahimden şekil veren,. yalancıların alâmetlerini boşa çıkaran, falcıları deli eden, hikmetlileri geri döndüren, ve onların bilgisini akılsızlık eden, kulunun sözünü pekiştiren ve hizmetçilerinin öğüdünü tamamlıyan..RAB benim, ve başkası yoktur.”

 

“Başkasını nasıl yargılarsanız, siz de aynı yolda yargılanacaksınız. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak

 

“Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü  görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?..İkiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.”

 

“Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın..putperestler gibi  boş sözler tekrarlayıp durmayın...Siz onlara benzemeyin

 

“Bunun için siz şöyle dua edin:

 

Göklerdeki Babamız, adın kutsal kılınsın.  Egemenliğin gelsin.

 

Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin isteğin olsun.

 

Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.

 

Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla.

 

Ayartılmamıza izin verme. Kötü olandan bizi kurtar

 

Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek senindir.  Amin.”

 

“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel Babanız da sizin suçlarınızı bağışlar.  Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız (Allah) da sizin suçlarınızı bağışlamaz

 

“Sizin düşmanlarınız kimlerdir?” diye kandisine yöneltilen soruya Büyük Önder Atatürk – “Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.”

 

Ebedî Söz’deki Mesih İsa –

 

“Ne mmutlu merhametli olanlara; çünkü onlara merhamet edilecek. 

 

Ne mutlu yüreği temiz olanlara; çünkü onlar Allahı görecekler.

 

Ne mutlu barış yapıcılara; çünkü onlara Allah oğulları denecek.

 

Ne mutlu doğruluk uğruna eza çekmiş olanlara; çünkü göklerin melekûtu onlarındır.”

 

“Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin ki, siz göklerde olan Babanızın oğulları olasınız; zira o, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur; ve adâletli olanlarla olmıyanların üzerine yağmur yağdırır. Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur ? Rüşvetçi vergi memurları da öyle yapmıyorlar mı ? Ve yalnız kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz ? Allahsızlar da öyle yapmıyorlar mı? Bundan dolayı, göksel Babanız kâmil olduğu gibi siz de kâmil olun

 

Yaratan Rab’bin insana verdiği duygu ve yetenekleri derinden takdir eden Atatürk -  “Sanatkâr, el öpmez; fakat sanatkârın eli öpülür

 

“Gelecekte müstemlekecilik ve diktatörlük yeryüzünden yok olacak ve onların yerini milletler arasında hiç bir renk, din, ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir âhenk ve işbirliği çağı alacaktır!

 

“İnsan herşeyden önce mensup olduğu milletin varlığı ve mutluluğu için çalışmalı; fakat başka milletlerin de huzur ve refahını düşünmelidir

 

“Dünyada ve dünya milletleri arasında sukûn ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdur

 

“Milletleri idâre edenlerin vazifesi, hayatı mutlu kılmak hususunda milletlerine yol göstermektir. Hayatta mutluluk ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı ve huzuru için çalışmakla mümkündür. Hiç karşılık beklemeden insanlığın mutluluğu için hizmet edebilecek insan yetiştirmek, hayatta en büyük zevktir.

 

Milletler arasında düşmanlıkların yerini, akrabalık bilinci almalıdır. Dünya vatandaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmeli, insanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerini almalıdır

 

Kuran’daki Muhammed –

 

“Hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç, dörde kadar evlenebilirsiniz.”

 

“Erkekler kadınlar üzerine hakimdirler.”

 

“Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir ecir (sevap, ücret) vereceğiz.”

 

“Ey Muhammed! Allah yolunda savaş..İnananları teşvik et.”

 

“Ey Mü’minler! Yahudi ve Hıristiyanları dost olarak benimsemeyin.”

 

“Ey Peygamber! Mü’minleri savaş için coştur.”

 

“Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helâl olarak yeyin.”

 

“Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün.”

 

Atatürk - “Muallimler! Hiç bir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet, sizden fikri hür,  vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister

 

Ebedî Söz’deki KUTSAL RUH (Bible) - “ Kurbanlarınız çok olmuş bana ne?..Önümde görünmeğe geldiğiniz zaman elinizden bunu kim istedi de,  avlularıma ( ibâdethânelerime) ayak basıyorsunuz/”.. “İşte siz kavga ve çekişme için oruç tutuyorsunuz..buna mı oruç ve RABBE makbul gün , diyorsun?.. Benim seçtiğim oruç kendi ekmeğini aç olanla paylaşmak, ve yurtsuz düşkünleri kendi evine getirmek, ve çıplağı görünce onu giydirmek değil mi?” .. “Fesat ile yaptığınız belli bayramlarınızdan ruhum nefret ediyor. Ellerinizi açtığınız zaman, gözlerimi sizden gizliyeceğim..dualar ettiğiniz zaman da dinlemiyeceğim. Kötülük etmekten vazgeçin; iyilik etmeyi öğrenin; adaleti arayın, ezilmiş olana doğruluk edin.” .. “RAB kendi sözünün yapılmasından hoşlandığı kadar, kesilen kurbanlardan hoşlanır mı? İşte itaat etmek kurbandan iyidir”.. “RAB insanın gördüğü gibi görmez; çünkü insan yüze bakar, fakat RAB yüreğe bakar.” 

 

Bir Türk vatandaşı, gerçekçi bir Atatürk evlâdı olarak Almanya’dan telefon edip,  Milletimiz adına, Ankara’da televizyonda insan sağlığı konusunda konuşan bir bayan doktorumuzdan şu ricada bulunur -  “Efendim, Avrupa’da akrabalar arasında yapılacak evlilikler yasaktır! Çünkü bu tür evliliklerde

 

Özürlü çocukların doğduğu ispatlanmış bir gerçektir. Ülkemizde bu tür özürlü çocuk doğumları pek çoktur; bunu önlemek için Meclisimiz’in derhal bir kânun çıkarması akıllı bir yol değil midir

 

Bu önemli soruyu soran vatandaşın çok ümit bağladığı bu kadın doktor şöyle cevap veriyor: “ Hayır buna lüzum yok, çünkü arızalı doğumlar, sadece çocukların ancak  YÜZDE ONUdur.  Zâten bu irsel dediğimiz kalıtsal özellikleri taşıyan özürlü genleri keşfetmek ve özürleri düzeltmek konusu üzerindeki ilmî çalışmalar çok ilerliyor. Eninde sonunda bu özürlerin çâresi bulunacak

 

Akşehir’li Nasreddin Hoca – “.”  “Ölme eşşeğim ölme! Yaz gelsin de sana yonca biçeyim.!” diyor ama şimdi millet ne desin ? “Eninde sonunda şu (gavur) dediğimiz çalışkan insanlar özürlü genleri keşfedecekler, yıllar sonu  bu bilgiler bize gelecek ve ondan sonra bu sakatlıklar düzelecekler  “Ölme eşşeğim ölme!Eninde sonunda bu bilgisizliklerden,  açlıklardan ve şapşallıktan kurtulacaksın SEN

 

 Dertli bir insan – “YUH, bu yakın-akraba evliliğini önlemiyen seçilmiş vekillere, bakanlara, insanlara YUH ! ÖZÜRLÜ doğumlara seyirci kalan merhametsiz doktorlara hem YUH !  ‘Zâten, eninde sonunda o gâvurlar bu derdin bir çâresini bulacaklar’ diyen sapıklara hem yuh!”

 

Düşünen dertli soruyor  -  “Adam, alydırma, geç git, diyemem! Alırım, aldırırım; hakkı tutar kaldırırım!” diyen Namık Kemaller’in ruhunu ne zaman kavrayıp tatbik edeceğiz?

 

Ebedî Söz’deki Mesih İsa - “ Sen benim ardımca gel;(ayakta gezen) ölüleri bırak,  kendi ölülerini gömsünler

 

Düşünen bir vatandaş - “Efendim, bilmemek ayıp değil, bilgisizlik ayıp değil.” diye de kendimizi uyutup avutmaktayız, fakat bilmemek, gerçekten çok ayıptır! Öğrenmmemek ise çok daha ayıptır!

 

Ebedî Söz (Bible) - “Ey gökler, dinleyin, ve ey yer,  kulak ver; çünkü RAB söyledi: Oğullar besledim ve büyüttüm, ve bana âsi oldular. Öküz kendi sahibini, eşek de efendisinin yemliğini bilir; fakat (kullarım) bilmiyor ve kavmım kulak asmıyor

 

Ramazan ayının ilk oruç gününde Ankara’da televizyonda milletin önüne çıkan, davetli bir din uzmanı, (Ebedî Söz’den gizlice alıp yazdığı sözleri)  ceketinin iç cebinden çıkardığı bir kağıda bakarak okur -  “Hazreti İsa şöyle diyor:  “SAKININ insanlara iyiliğinizi onların önünde gösteriş için yapmayın; yoksa göklerde olan Rabbinizin önünde karşılığınız olmaz. Şimdi sen iyilik yaptığın zaman, iki yüzlü adamların insanlardan hürmet görmek için, ibadet yerlerinde ve sokaklarda yaptıkları gibi boru öttürme.. İyilik yaptığın zaman sol elin sağ elinin ne yaptığını bilmesin de iyiliğin gizlide olsun; gizlide gören Allah da sana ödiyecektir

 

“Dua ettiğin zaman da ikiyüzlüler gibi olmayın; çünkü onlar kendilerini görsünler diye, ibadethanelerde durup dua etmeyi severler..fakat sen dua ettiğin zaman kendi iç odana gir, ve kapını  kapatarak gizlide olan Allaha dua et; gizlide gören Allah da sana ödiyecektir

 

 Düşünen bir insan –  “Bir din uzmanı, İncil’den aldığı sözleri yine İncil’i açıp milletin önünde açıkça okumaktan  ürküyor! Millî  Arapçılık korkusunu içinde saklıyor.ve ‘Yaşasın de-mok-ra-si!’ diye de geziniyor.”

 

Ebedî Söz (Bible) -  “Toprağa dönüciye kadar alnının teriyle ekmek yiyeceksin...Bir kimse çalışmak istemezse yemek de yemesin”

 

Büyük Önder Atatürk - “ÇOCUKLARIMIZI artık, DÜŞÜNCELERİNİ hiç ÇEKİNMEDEN  AÇIKÇA İFADE  ETMEYE, İÇTEN İNANDIKLARINI SAVUNMAYA ve başkalarının samîmi düşüncelerine SAYGI beslemeye ALIŞTIRMALIYIZ. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde YURT, ULUS, AİLE ve YUTTAŞ SEVGİSİYLE beraber DOĞRUYA, İYİYE ve GÜZEL şeylere karşı  SEVGİ ve İLGİ UYANDIRMAYA çalışmalıdır. Bence bunlar ÇOCUK TERBİYESİNDE ana kucağından en yüksek eğitim ocaklarına kadar her yerde, her zaman üzerinde durulacak ÖNEMLİ NOKTALARDIR. Ancak bu suretledir ki, ÇOCUKLARIMIZ

MEMLEKETE YARARLI birer VATANDAŞ ve MÜKEMMEL birer İNSAN olurlar.”

 

Ebedî Söz (Bible) -  “SEVECEKSİN.” diyor. Hem seni yaratan KUTSAL RUH’u hem de O’nun yarattığı insanı  “SEVECEKSİN” diye emrediyor.  “Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim..eğer düşmanın acıkmışsa, ona yedir; eğer susamışsa, ona içir...Kötülüğe yenilme, fakat kötülüğü iyilikle yen.” Diyo de açıklıyor!

 

Geleneklere saplı kalmış bir vatandaş- “Sakın ha sakın, yalancılık  kültürümüz  değişmesin, yoksa GERÇEKLERİN önünde mahvoluruz.”

 

Artık, sözü uzatmıyalım.

Tarihte, Ziya Paşalar’ın dedikleri gibi: “Gerçekleri açıp anlamak, her akla gerekmez !

                                                                     Zîrâ, KİBİR kültürüyle kösteklenmiş  TERÂZİ,

                                                                     Bu kadar sıkleti çekmez !”

En sonunda hep birlikte - “Âmin” diyelim de ANNELERİMİZİ ve KADIN KARDEŞLERİMİZİ ve KIZLARIMIZI KÖLE  KILAN, erkeklik kültürümüze, BENCİLLİK ve ZORBALIK, KİBİR  ve YALANCILIK  KÜLTÜRܒmüze, kimsecikler  nazar değmesin.

 

Çok konuştuk; şimdi kalkın da, yine hep birlikte önce  “KRAATHÂNEYE”, ondan sonra da  “KERHÂNEYE” gidelim...  

                “Aman sakın, hâl-i Kül  türümüz ve Kul  turumuz,  D e Ğ  i  Ş  m  E .  .  .   SiN .” 

                                   

 Düşünen bir insan için gerçekçi ÖZET şudur:                                                      ***                             

“Hepiniz iman vasıtası ile Mesih İsada Allahın çocuklarısınız...Ne Yahudi ne de Yunanlı vardır, ne köle ne de azatlı vardır, ne de erkek ve dişi vardır; çünki Mesih İsada siz hepiniz birsiniz..Rabbin verdiği söze göre mirasçılarsınız.” diyen  Kutsal Ruh’un Değişmez Sözü’nü öğrenmek  istemiyen biz kullar,  KİBİRLİ ve BİLGİSİZ Âdemoğulları olarak, her devirde YENİ bir DİN kurmaktan zevk almaktayız! Çünki Erkeklik gücünün ve KİBİRİ’nin kurduğu her YENİ DİN, biz  erkeklerdeki bencillik isteklerini OKŞAMAKTADIR!

 

Bütün bu dürtü ve zorluklara rağmen Atatürk, kendisine sunulan ve sunulacak olan her hangi bir dinden KORKMAĞA lüzum görmüyor, KORKMUYOR ve şöyle diyor:

 

“ Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lâzımdır. İslam dinini, asırlardan beri alışa geldiği durumuyla bir siyaset vasıtası mevkiinden  UZAKLAŞTIRMAK ve YÜCELTMEK gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Mukaddes ibâdet yerleri halkın ruhî, ahlakî gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. İbâdet yerlerinde halkın anlıyabileceği dille ruha ve beyne hitap olunmakla insanların vücudu canlanır, beyni TEMİZLENİR, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. FAKAT buna karşılık dua edenlerin ve öğüt verenlerin taşımaları gereken İLMÎ ÖZELLİKLER, ÖZEL LİYAKAT, DÜNYA DURUMUNU  ANLAYIP BİLME, ÖNEMLİDİR. Dua ve öğütlerden MAKSAT ahalinin aydınlanması ve doğru yolun gösterilmesidir. Başka bir şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin sene evvelki duaları ve öğütleri okumak insanları BİLGİSİZLİK ve GAFLET içinde bırakmak DEMEKTİR. İbâdet yerlerinden aksedecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, teknik ve ilim GERÇEKLERİNE uygun olması lâzımdır. Dua eden ve öğüt veren hocaların, siyasî durumu, toplumsal ve UYGAR durumu her gün izlemeleri ZORUNLUDUR. Bunlar bilinmediği takdirde halka YANLIŞ öğretilmiş olur. Bundan ötürü okunan DUALAR ve ÖĞÜTLER  tamamen TÜRKÇE ve zamanın gereklerine UYGUN olmalıdır ve OLACAKTIR.”  

 

“ATATÜRK” dediğimiz bu ADAM, “RUH-U ALLAH” dediğimiz MESİH İSA ile hayatta hiç görüşüp tanışmadığı halde, MESİH’deki KUTSAL RUH ile birleşik olarak bakın ne diyor:

 

“Hakikaten memlekete HİZMET etmek isteyenlerin kalbi AÇIK olmalıdır; açık söylemelidir. Arkadaşlar, benim bütün hayatımda izlediğim yol budur!  Millete efendilik yoktur; hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur.”

 

Bakın Ebedî Söz İNCİL’de KUTSAL RUH, HİZMETİ aynen nasıl tanıtıyor ve nasıl ÖRNEK gösteriyor:

 

İSA, öğrencileri yanına çağırıp onlara şöyle dedi: “Bilirsiniz ki, Milletlerin Reisleri onların başında saltanat sürerler, ve büyükleri onların üzerinde  büyüklük taslarlar. Sizin aranızda böyle olmıyacaktır; aranızda kim büyük olmak isterse, hizmetçiniz olsun. Ve aranızda kim birinci olmak isterse kulunuz olsun. Nitekim İnsanoğlu ( Kurban İsa ) kendisine hizmet edilmeğe değil, ancak hizmet etmeğe ve bir çokları için CANINI fidye (kurtaran ödül) olarak vermeğe geldi.”

 

Şimdi, insanı ve dünyaları Yaratan KUTSAL RUH’un önünde Doğruya, İyiye, Gerçeğe bakıp değişelim mi, yoksa değişmiyelim mi?   Gerçek Adâlet Kalburu’nda elediğimiz zaman elimizde kalan EBEDÎ SORU budur ve her kuldan CEVAP bekler !!!

 

İNCİL’de öğretilen şu DUA, bizim de ruhumuza yerleşsin:

 

“Göklerdeki Babamız!

 

Senin ismine kutsal saygı olsun!

 

Senin yönetimin gelsin!

 

Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin dileğin olsun!

 

Bize bugün gündelik ekmeğimizi ver.

 

Bize karşı kötülük yapanları bağışladığımız gibi, bizim suçlarımızı bize bağışla!

 

Kötülük dürtüsüne uymamıza izin verme!

 

Lâkin, kötülük ruhundan bizi kurtar!

 

Çünki yönetim, kudret ve yücelik  sonsuzlara kadar senindir!  Âmin

 

***********

 

Turkish Homepage

 

AntiJihad Norge

e-mail:  ajnorge@hotmail.com